SAĞLIK

EĞİTİM

HAMİLELİK

EK GIDA DÖNEMİNDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

   


 Ek gıda dönemi, bebeklerin gelişimi için, çok önemli ve kritik bir dönemdir. Bu dönemde, annelerin yaptığı ve doğru bildiği  bazı yanlışlar var. Özellikle, ilk bebeğini kucağına almış olan anneler, ek gıda dönemi ile ilgili pek bilgi sahibi olmadığı için, bazı şeyleri çevresinden öğrenmeye çalışıyor. Anneanne, babaanne, konu komşu sürekli farklı şeyler söyleyebilir. Bilimsel araştırmalar, bebeğin bağırsak florasının, ilk 6 ay sadece anne sütünü sindirebildiğini kanıtladı. 6. aydan sonra da, doğru ve zamanında yetişmiş taze sebze ve meyveler vererek, bebeğinizi ek gıdaya alıştırmalısınız. 

   Ek gıda döneminde, annelerin doğru bildiği yanlışlara kısaca göz atalım.


   Ek gıdaya erken başlanmazsa, bebekler farklı tatlara alışamaz. Bu yanlış bir düşüncedir. Anne sütü, annenin yediği her yemeğe, baharatlara ve iklime göre farklılık gösterir. Bu da bebeğin, farklı tatlara alışkın olduğunu gösterir. 

   Gece sık uyanan bebekler, doymuyordur ve ek gıdaya başlanması gerekir. Öncelikle, bebeğinizin ayına göre, boyu kilosu ve huzuru çok önemlidir. Eğer, ayına göre bebeğinizin kilosu normal ise ve herhangi bir huzursuzluğu yoksa, ek gıdaya erken başlamak yanlış olur. 

   Özellikle, kahvaltılarda yapılan peynir, yumurta, zeytin, gibi her şeyi birbirine karıştırıp yapılan bulamaçlar yanlıştır. Bebeğinize her besini ayrı ayrı verin. Her şeyin tadını, şeklini bilsin.

   Ek gıdaya geçildiğinde ya da daha geçilmeden yapılan, en sık hatalardan biri de, bebeğe yemek sularını vermek. Daha önce de söylemiştik. Bebeğin bağırsakları, 6 aydan önce sadece anne sütünü hazmedebiliyor. Ek gıdaya geçildiği zamanda ise, yemeğin suyu değil kendisi verilmelidir. 

   Bebeğinize, bebe bisküvisi vermeyin. Yok illa da vermek istiyorsanız, evde kendiniz yapabilirsiniz. Ama hazır, paketli, işlenmiş ve içinde bir sürü katkı maddesi bulunan hiç bir gıdayı yavrularınıza vermeyin. Bebek bisküvisi tarifi için tıklayın.

   Bebekler, ilk defa tattığı bir yemeği yemek istemeyebiliyor. Bu, bebeğin bir daha o besini yemeyeceği anlamına gelmez. Bebeğinize bir kaç gün izin verin. Ve daha sonra tekrar deneyin.

   Son olarak, bebeğinize her vereceğiniz besini, blender dan geçirmeyin. Blender kullanmak, her ne kadar kolay olsa da yiyecekleri pürüzsüz kıvama getiriyor. Bu da bebeklerde, pütürlü gıdaya geçişi ve çiğneme alışkanlığını geciktiriyor. ( Ek gıda döneminin ilk ayı dışında blender doktorlar tarafından tavsiye edilmez. )


Merve Yüzlü

BEBEKLER İÇİN SULU KÖFTE TARİFİ | EK GIDA



    Ek gıda döneminde, özellikle ilk defa anne olmuş kişiler, bu dönemi sıkıntısız geçirmek için çareler arar. Sizi en iyi bilgilendirecek olan kişi, bebeğinizin doktorudur. Uzmanlar, anne sütü alan bir bebeğin, 6. aydan sonra ek gıdaya geçmesini öneriyor. Fakat ek gıdaya, 4. ayın sonunda da geçilebiliyor. Bunun nedenleri kısaca;

  • Bebeğin, çeşitli nedenlerden dolayı anne sütü alamaması ya da anne sütünün azalması
  • Bebeğin, kilosunun düşük olması
  • Bebeğin, kan değerlerinin düşük olması halinde, ek gıdaya başlayabilirsiniz. 

    Daha erken ya da doktora danışmadan ek gıdaya geçmek, bebeğiniz için zararlı olabilir. Bebeğinizin organları, yeteri kadar çalışmadığı için, bebek sindirim problemi yaşayabilir. Böbrek problemleri yaşanabilir. Herhangi bir besine karşı, alerji riski daha fazla olur. Ek gıda dönemine geçtiğinizde, tercih edeceğiniz öğün, öğlen olmalıdır. İlk olarak sebzeler ile başlamak uygun olandır. Eğer bebeğiniz, sebzeleri yadırgıyor ise, içine biraz anne sütü yoksa, devam sütü ekleyebilirsiniz. Bu sayede bebeğiniz, yavaş yavaş farklı besinlere de alışmış olur.

     Sulu köfte, bebeklerinizin sevdiği yemekler arasında yer almaya aday. İçinde bulundurduğu vitamin ve mineraller, bebeğiniz için oldukça faydalı. Sulu köfte yemeğini bebeğinize, 8. aydan itibaren rahatlıkla verebilirsiniz. 
    Bebeğinizin, hala süt çocuğu olduğu unutmayın. Biliyorsunuz ki, öncelik her zaman anne sütüdür. 

ÖNEMLİ: Bebeğinize, ilk kez yedireceğiniz bir besini, mutlaka doktorunuza danışarak ve 3 gün kuralını uygulayarak verin.


Malzemeler;

  • 200 gram kıyma 
  • 1 adet büyük patates
  • 1 adet havuç
  • 1 adet küçük soğan
  • 2 yemek kaşığı pirinç
  • 1 yemek kaşığı un
  • Kekik
  • Kimyon
  • Kara biber
  • Tuz
  • 2 bardak kaynar su


Yapılışı;

    Pirinçleri, nişastası çıkana kadar güzelce yıkayın. Bir kaseye, kıymayı ve pirinci koyup, yoğurmaya başlayın. Bebeğinizin yaşına göre, çok az tuz ekleyebilirsiniz. Kekik, kimyon ve karabiberi de ekleyip, küçük misketler şeklinde yuvarlayın. Ayrı bir yere, misket şeklindeki köfteleri koyup, üzerine un serpin. Kuru soğanı, havucu ve patatesi küp küp doğrayıp bir tencereye alın. Üstüne kaynar su döküp 5 dakika pişirin. Suya bir yemek kaşığı zeytinyağı ekleyin. Daha sonra, köfteleri de ilave edip, yaklaşık 20 dakika pişirdikten sonra, bebeğinize yedirebilirsiniz. 


NOT: Bebek yemekleri kavrulmaz.


   Afiyet olsun. 


Merve Yüzlü

BEBEĞİM NEDEN EMEKLEMİYOR?



    Bütün ebeveynler, bebeğinin her dönemini, merak ve heyecanla gözlemler. Anne adayları, daha hamilelik döneminde, bebekler ile ilgili neredeyse her şeyin bilgisine sahip olur. Her bebeğin gelişim süreci farklıdır. Bebek gelişim dönemlerini, ortalama olarak göz önünde bulundurursak bebekler, 5 ve 6. aylar arasında desteksiz oturmaya, 7. ve 10. aylar arasında da emeklemeye başlarlar.
   Bir bebeğin emekleyebilmesi için, kaba motor gelişiminin, yeterli düzeye gelmesi gerekir. Yani, kol ve ayak kaslarının, gelişmiş olması gerekir. Kolların ve ayakların uzunluğu, yeterli olarak gelişmiş olmalıdır. Fiziksel olarak yeterli gelişmeyi gösteren bebekler, emekleyebilir. Fakat, bazı bebekler hiç bir gelişimsel ve fiziksel bir problem olmadığı halde emeklemeyebilir. Hatta, bazı bebekler emeklemeden yürümeye başlar. Herhangi bir gelişimsel problemi yoksa, endişelenmenize gerek yok. Bebeğinizin fiziksel, ortopedik ya da nörolojik bir problemi yoksa, doktorunuz da herhangi bir problem olmadığını söylüyorsa, sabırla beklemelisiniz. 

    Bebeğinizin emeklememesinin bazı nedenleri; 


  • Bebeğiniz, kaba motor gelişimini tamamlamamış olabilir. 
  • Fazla kilolu bebekler, hareket etmekte zorlanabilir. Bu da bebekte emeklemeyi geciktirebilir. Kilolu ya da obez bebeklerin emekleme süreci uzun sürebilir.  
  • Bebeklerin de bir psikolojisi var ve emeklemek için bebeğinizin psikolojisi hazır olmayabilir. Bazı bebekler, uzaktaki oyuncaklarla değil, etrafındakiler ile oynamayı tercih eder. Bu aşamada bebeğinizi emeklemek için motive etmek yine size düşüyor.
  • Emeklemeyen bazı bebeklerin, ortopedik problemleri olabilir. Bazı bebeklerin ayakları, içe dönük şekilde basar. Bu da, anne karnında bebeklerin dizleri bükülü şekilde durduklarından dolayı olur. Fakat, ayakları esnek olmalıdır. Yani, siz eliniz ile düzeltebilmelisiniz. Ancak ayakları sert bir durumda ise mutlaka bir ortopedi uzmanına göstermelisiniz. 
  • Bebeğiniz, doğumundan itibaren yuvarlanmıyor, sürünmüyor, emeklemiyor ve yürümüyor ise, serebral palası olabilir. 
  • Bebeğiniz emeklemek için kollarını kullanıyor, fakat ayaklarını bükemiyorsa, eklemleri ile ilgili problem olabilir. 

    Emeklemeyen bebekler, 15. ayını geçmiş ise ve herhangi bir fiziksel bir hareket gözlenmiyorsa, vakit kaybetmeden, bir doktora gösterilmelidir. Her zaman söylediğimiz gibi, bebeğinizin ilk doktoru sizsiniz. Bebeğinizin, her anını gözlemleyin. Bir problem olduğunu anladığınızda da, uzman doktor ile iletişime geçin. Bebeğinizin emeklememesi, sağlık ile ilgili bir problem ise unutmayın, erken teşhis her zaman tedaviyi kolaylaştırır. 


Merve Yüzlü

ÇOCUKLAR İÇİN ŞEKERSİZ TATLI TARİFLERİ



  Şeker, büyük/ küçük herkesin hayatını riske atan bir zehir. Maalesef günümüzde yüzlerce abur cubur çeşidi mevcut. Çocuklarımızı bunlardan uzak tutmaya çalışıyoruz. Ben bunu yüksek oranda sağlayabiliyorum. Peki siz? Çocuğunuzu hazır gıdalardan ve abur cubur çeşitlerinden uzak tutmayı başarabiliyor musunuz?  Hazır gıdaları ve market abur cuburlarını eve almazsanız büyük ölçüde uzak kalmış olursunuz. Evde, sağlıklı tariflerle hazırlayacağınız tatlılar, çocuğunuzun çikolata, paketli kek gibi ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamış olacak.


 Birazdan okuyacağınız tatlı tarifleri tarafımdan denenmiş ve lezzeti onaylanmıştır. '' İşin içine şeker girmediğinde tatlı olmaz! '' fikrinden uzaklaşmanız gereken günümüzde, daha sağlıklı nesiller yetiştirmek için şekeri bırakmalısınız.


Şekersiz Puding Tarifi ( 2 çocuk porsiyonu )

Malzemeler;
  • 1 yemek kaşığı tam buğday un
  • 7-8 hurma
  • 1 bardak süt
  • 1 yemek kaşığı kakao
  • Ceviz ( İsteğe bağlı fındık, badem... vs. olabilir. )
Yapılışı;
  • Küçük boy bir tencereye sütü koyun. 
  • Ardından bir yemek kaşığı tam buğday unu ve bir yemek kaşığı kakaoyu ekleyip çırpma teli ile karıştırın.
  • Önceden suda beklettiğiniz hurmaları tencereye koyun. Blender yardımı ile fokurdayan karışımı dırtlayın.
  • Bir kenarda iki tane küçük kase hazırlayın. Kaselere dövülmüş ceviz, badem, fındık ve kuru üzüm gibi çocuğunuzun seveceği kuruyemişlerden koyun. 
  • Hazır olan pudingi kaselere boşaltın. Dilerseniz üstünü de kuruyemiş ile süsleyebilirsiniz.

Pratik Muzlu Tatlı ( Tek kişilik. )

Malzemeler;
  • 1 adet olgun muz.
  • 1 tatlı kaşığı kakao
  • 8- 10 adet kuru üzüm
  • 1 tatlı kaşığı pekmez
Yapılışı;

  • Tüm malzemeyi bir kaba koyun. 
  • Ezin ve homojen bir hale gelene kadar karıştırın.
  • Vaktiniz varsa biraz buzdolabında bekletebilirsiniz.

 Bisküvi Tarifi


Malzemeler;

  • 1 su bardağı yulaf 
  • 1 su bardağı çiğ fındık
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 15 tane hurma
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 paket kabartma tozu

Yapılışı;

  • 1 su bardağı yulafı robottan geçirin.
  • Hafif ateşte kavurduğunuz fındıkları rondodan geçirin. Çocuğunuz yiyebilecek yaştaysa çok çekmeyin, kıtır kıtır ağza gelmesi hoş oluyor.
  • Tüm malzemeyi karıştırın. En son iyice toplanması için bir yemek kaşığı su ekleyin ve istediğiniz boyutta yassı, yuvarlak bizküviler hazırlayın. 
  • Her fırının ayarı farklı oluyor. Ben 175 derecede 10-15 dakika pişiriyorum. 
  • Servis aşamasında yanına bandırmak için bal ya da tahin pekmez de koyabilirsiniz.

  Çocuğunuz bu tariflere bayılacak. Bu tarz sağlıklı tariflerin devamı gelsin diyorsanız Instagram hesabımıza yorum olarak yazabilirsiniz. 

Afiyet olsun.

NOT: Hurma alerjik bir besindir. Kakao 1 yaşından önce bebeklere verilmez.
Gerekli hallerde doktorunuza danışın.



Esin Akarsu








BEBEKLER İÇİN OMLET TARİFLERİ | EK GIDA



 Bebeğinizi normal şartlarda, doğumdan itibaren ilk 6 ay, anne sütü ile beslemelisiniz.  Ek gıda döneminde anne sütünden sonra, protein bakımından en zengin besin, yumurtadır. Yumurtayı dikkatli ve doğru kullanarak bebeğiniz için, çeşitli ek gıda tarifleri yapabilirsiniz. Ek gıdaya ilk geçildiği dönemde, dikkat edilmesi gereken en önemli şey, bebeğinize 1 yaşına kadar, yumurta beyazını vermemeniz gerektiğidir. Bazı bebeklerde protein alerjisi görülebilir. 
  Ek gıda döneminde, bebeğiniz sürekli aynı şeyleri yemekten hoşlanmaz. Kullandığınız malzemeler ile ufak değişiklikler yaparak bebeğinize farklı tatlar sunabilirsiniz. Bebekler, ek gıda döneminde, farklı tatlar denemekten hoşlanır. Unutmayın, bu dönemde bebeğinize, ne kadar değişik tat sunarsanız, büyüdüğünde o kadar az yemek sıkıntısı yaşarsınız.
Siz de, bebeğiniz için farklı tarifler arıyorsanız bu tarifler tam size göre. Bebeğiniz bu tariflere bayılacak.

Şimdiden şifa olsun.

Bebekler İçin Sade Omlet Tarifi

Malzemeler;

  • 1 yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı beyaz peynir
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı


Yapılışı;

 Tereyağını bir tavaya koyun. Diğer bütün malzemeleri bir kasede karıştırıp tavaya ekleyin. Arkalı önlü pişirip, bebeğinize yedirebilirsiniz. 

Afiyet olsun.

Patatesli Omlet Tarifi

Malzemeler;

  • 1 adet yumurta sarısı
  • 1 adet küçük patates
  • 1 tatlı kaşığı beyaz peynir
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı


Yapılışı; 

Patatesleri rendenin en küçük tarafı ile rendeleyin. Tereyağını tavaya koyup patatesleri içine atın. Bir iki tur pişirdikten sonra diğer malzemeleri bir kasede karıştırıp, patateslerin içine koyun. Arkasını ve önünü pişirin. Servise hazır.

Afiyet olsun.

Sebzeli Omlet Tarifi  (+1 yaş)

Not: Domatesin bir yaşından önce verilmemesi gerekiyor. Domates alerjik bir sebzedir. 1 bütün yumurtanın da aynı şekilde alerjik olması sebebi ile 1 yaşından sonra verilmesi gerekir. 

Malzemeler;

  • 1 tane domates
  • 1 tane yeşil soğan
  • 1 yemek kaşığı peynir
  • 1 tane yumurta
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı


Yapılışı;

Domatesi rendeleyin. Soğanlarıda ince ince doğrayın. Yumurta ve peyniri bir kasede çırpın. Tereyağını bir tavaya alıp rendelenmiş domatesi ve soğanı da tavanın içine koyup, domatesin suyu çekilene kadar pişirin. Sonra diğer malzemeleri de ekleyip pişirin.  

Bebeğinize afiyet ve şifa olsun.


Merve Yüzlü

BEBEKLERDE KABIZLIK NEDENLERİ VE ÇÖZÜMLERİ

  


  Her bebeğin, sıklıkla karşılaştığı bir sağlık sorunu da, kabızlıktır. Kabızlık probleminin temel nedeni, vücudun alması gereken sıvı miktarını, tam olarak alamaması ve bağırsakların, normalden daha yavaş çalışmasıdır. Tüketilen besinlerin sindirilememesi nedeni ile de kabızlık görülür. Özellikle, yenidoğan bebeklerde kabızlık, sık sık ortaya çıkar. Bunun nedeni ise, yenidoğan bebeklerin, sindirim sisteminin tam olarak gelişmemiş olmasıdır.

  Bu aşamada yine, büyük sorumluluk tabii ki anneye düşüyor. Annenin, bebeğini her konuda gözlemlediği gibi, bebeğinin günde kaç defa kaka yaptığına, kaka kıvamına ve rengine kadar, her şeye dikkat etmesi gerekir. 

Peki, bebeklerin kabız olduğu nasıl anlaşılır?


 Bebeğiniz, 3-4 gündür kaka yapmıyorsa, kaka yapmaya çalışırken zorlanıyorsa ve yaptığı kaka katı bir kıvamdaysa , kakanın rengi koyu renkli ya da siyahsa, bebeğinizin karnı sert ve gerginse, bebeğiniz, sürekli ayaklarını karnına doğru çekiyor ve huzursuzlanıyorsa, bebeğiniz kabız olmuş demektir. En kısa zamanda, bir doktora gitmeniz gerekir. Çünkü, müdahale edilmeyen kabızlık sorunu, bebeklerde çok ciddi bağırsak tıkanmalarına neden olabilir. Bu bağırsak tıkanmaları da maalesef, ameliyatsız tedavi edilemiyor.

Kabız Olan Bebeklere Evde Uygulayabileceğimiz Yöntemler


  Bebeğiniz, beslenmeye bağlı olarak kabızlık yaşıyorsa, doktorunuza da danışarak, evde birkaç yöntem ile kabızlığı geçirmeniz mümkün.

  • Kabız olan bebeklere, bir çay kaşığı zeytinyağı içirebilirsiniz.
  • Ek gıdaya geçmiş olan bebeklere, yarım armut rendeleyip verebilirsiniz.
  • Elmanın suyunu sıkıp, bebeğinize içirebilirsiniz.
  • Günde, bir çay kaşığı keçi boynuzu pekmezi, kabızlığı önler.
  • Temiz bir kulak çubuğunu, zeytin yağına batırıp, bebeğinizin poposuna dairesel hareketlerle masaj yaparak uygulayabilirsiniz.
  • Yine, zeytinyağını bir şırıngaya çekip, bebeğinizin poposuna zeytinyağını sıkabilirsiniz. 
  • Bebeğinizin karnına, masaj yapmak dakabızlığa iyi gelecektir.
  • Bebeğinizi sırt üstü yatırıp, ayakları ile bisiklet çevirir gibi hareketler yaparak, bebeğinizin rahatlamasını sağlayabilirsiniz.
  • Bebeğinize, banyo yaptırmak da onu rahatlatacaktır.
  • En önemlisi de, bebeğinizin bol bol sıvı tüketmesini sağlamaktır.

Bu tür yöntemler kullanarak, kabızlığı geçirmeniz mümkün olabilir. Fakat, bebeğinizin kabızlığı her şeye rağmen geçmiyorsa, mutlaka bir doktordan yardım alın. Kabızlığı geçirmek için, ilaç kullanmanız faydalı olabilir.


Merve Yüzlü





BEBEĞİNİZİN ÜŞÜDÜĞÜNÜ NASIL ANLARSINIZ?

  



 Yeni anne olduysanız, çevrenizden en çok duyacağınız şey ‘Bu çocuk üşüyor! ’ olur. Kültür olarak nedense, her yenidoğan bebeğin ya da küçük çocukların, sürekli üşüdüğü düşünülür. Siz de bu düşünceye kapılıp, bebeğini kat kat giydiren annelerden değilsinizdir umarım. Unutmayın, siz bebeğinizi ne kadar kalın giydirirseniz, bebeğiniz de o kadar sıcağa alışır. Bu durum bebeğinizin en ufak bir soğuk esintide, hastalanmasına neden olur. Bebeğinizi, ortama uygun giydirdiğiniz sürece, bebeğiniz üşümeyecektir. 
 Öncelikle şunu söyleyelim, siz nasıl giyiniyorsanız, yenidoğan bebeğinize bir kat fazla giydirmelisiniz. Bu kural, evde de dışarda da geçerli. Siz üşümüyorsanız, bebeğiniz de üşümez. 
Bebeğiniz uykudan uyandığı zaman, terlemiş ya da sıcak yatağından çıktığı için üşüyor olabilir. Yatağının yanında, bir tane yelek bulundurmak iyi olabilir. Uykudan kalktığı gibi yeleği giydirirseniz, sıkıntı olmayacaktır. 
 Peki, bebeğinizin üşüdüğünü nasıl anlarsınız? 
Bebeklerin, üşüyüp üşümediğini en iyi anlamanın yolu, vücut sıcaklığını ölçmeniz olacaktır. Vücut sıcaklığını ölçmenin en iyi yolu da, dijital termometre ya da temassız ateş ölçerdir. Bebeklerin vücut sıcaklığı, 36-37 derece arasında olmalıdır. 36 derecenin altında ise bebeğiniz, üşümüş olabilir. 37 derecenin üzerinde ise ya terlemiştir ya da soğuk algınlığından dolayı ateşi çıkıyor olabilir. 

Bebeğinizin bulunduğu odanın sıcaklığı da çok önemlidir. Bebeğin bulunduğu ev ya da odanın sıcaklığı 22-23 derece olmalı. 


Bebeklerinizin üşüdüğünü anlamanın bir diğer yolu ise, sırtına ve göğüs kısmına bakmaktır. Sırtı ya da göğüs kısmı soğuk ise, bebeğiniz üşüyordur.

Yenidoğan bebeklerin elleri ve ayakları, kan dolaşımının en uç noktaları olduğu için sürekli soğuk olur. Bu durum, çoğu anneyi yanıltabiliyor. Yani, bebeğinizin üşüyüp üşümediğini ellerine ve ayaklarına bakarak anlayamazsınız.

 Bebeğinize giydireceğiniz kıyafetler de çok önemlidir. Bebeğinize naylon ve polyesterli gibi sentetik kumaşlardan yapılan kıyafetler giydirmeyin. Bebeğiniz için en uygun olanı %100 pamuklu kıyafetlerdir. Yünlü kıyafetler, bebeğinizin hassas teni için uygun değildir. Yünün, alerji yapma ve bebeğinizin vücuduna değdiği yeri kaşındırma ihtimali olabilir. Örme yelekleri, bebeğinizin vücuduna değmeyecek şekilde, kıyafetlerinin üzerine giydirebilirsiniz. 



Merve Yüzlü

BEBEKLERDE AYAKKABI SEÇİMİ VE AYAK NUMARASI HESAPLAMA





   Ayak sağlığı, her yaştan insan için önemlidir. Özellikle bebeklerin ayak yapıları çok yumuşak olduğu için ayak yapılarına uygun ayakkabı tercih edilmelidir. Bebeğinize, yürümeye başladığı ilk andan itibaren, doğru ayakkabı giydirmeniz gerekir. Bazen, ayakkabının yapısından çok görseline aldanabiliyoruz. Bebeğinize ayakkabı alırken, dikkat etmeniz gereken birçok konu var. Maalesef, bebeklerimize yanlış ayakkabı seçimi nedeni ile ömür boyu ayak problemleri yaşatabiliriz. Bebeklerin ayakları, kıkırdaktan oluşan bir yapıdadır. Bu sebep ile ayakkabının sert tabanlı olması, ayakkabının içinde ayak tabanındaki oyuğa denk gelecek tümsek olması gerekir. Bebek ayaklarının, bastığı yeri kavraması ve kıkırdak yapısının kaybolup kemikleşmesi 4 yaşını bulur.

Bebeklerinize giydirdiğiniz dar ayakkabılar ve küçük çoraplar, ayak yapısını bozar. 


   Peki, bebeğinizin ayak yapısına uygun ayakkabı seçerken, nelere dikkat etmemiz gerekiyor?




  • Bebeğinize ayakkabı seçerken öncelikle, ayakkabının %100 deri olmasına özen gösterin. 
  • Bebek ve çocukların ayakkabılarının ön kısmında, 1 cm boşluk olması gerekir.
  • Ayakkabının, en az 40 dereceye kadar kıvrılıyor olmasına dikkat edin. Sert ayakkabılardan kaçının.
  • Ayakkabının içinde, ayak tabanı oyuğuna denk gelecek tümsek olması önem taşıyor.
  • Bebeğinize ayakkabı seçerken, bebeğin ayak ölçüsünü almak için, topuğu ile en uzun parmağının arasındaki ölçüyü almanız gerekiyor. 
  • Sadece dışarıda ayakkabı giydirin. Evde kaymaz tabanlı çorap giydirmeniz ayak sağlığı açısından daha uygun olur. 
  • Bebeğinizin ve çocuğunuzun ayak numarasına uygun ayakkabı seçin.
  • Topuklu, süet gibi bebeğinizin ayak yapısına uygun olmayan ayakkabıları almayın.
  • Bebekler ve çocuklar çok hareketli olduğu için, ayakkabının içinde ayakları terleyecektir. Bu terleme sonucunda mantar, egzama, alerji ve döküntü olma ihtimali var. Bu sebep ile bebeğinizin ayakkabısını seçerken, hava aldıran ve terletmeyen malzemeden olmasına dikkat edin. 
  • Bebeğiniz yürümeye başladığında, düz tabanlık, içe basma, dışa basma gibi bir durumla karşılaştığınızda mutlaka, bir doktora başvurun.
  • Bebeğinize ayakkabı seçerken, ayakkabının yere temas ediyor hissi vermesi çok önemlidir. Malum, yeni yürümeye başlayan bebeğiniz düşe kalka yürümeyi öğrenecek.
  • Bebek ayakkabılarında, dikkat etmeniz gereken bir diğer konu ise, tabanının kaymayan taban olmasıdır. 
  • Son olarak, bebeğinize ayakkabı alırken, nasıl olsa ayakları çabuk büyüyor diyerek, ayak numarasından büyük ayakkabı almamalısınız. Büyük ayakkabı ile düzgün yürüyemeyecek olan bebek, dışa basma ya da içe basma gibi problemler yaşayabilir. 













HAMİLELİK DÖNEMİNDE ANNENİN PSİKOLOJİK DURUMU BEBEĞİ NASIL ETKİLER?



    Hamilelik döneminde anne adayları, hormonal değişimler, stres, sıkıntı ve fiziksel değişiklikler yaşayabilir. Hamilelik döneminde, hamileliğim nasıl geçecek? Doğumum nasıl olacak? Ben nasıl bir anne olacağım? gibi, bazı kaygılar yaşanabilir. Bu dönemde birçok kadın, kontrol edemediği duygu değişiklikleri yaşar. Hamilelik döneminde, aşırı duygusallık, ani ağlama krizleri ve alınganlık yüksek seviyededir. Bu hormonal etkilerin yanında bir de, dış çevreden kaynaklı stres ve sıkıntı hamile olan kişiyi olumsuz etkiler. Bu tür sıkıntılar, anne karnındaki bebeği de olumsuz yönde etkiler. Özellikle, hamileliğin ilk haftaları çok önemlidir. Anne karnındaki bebekğin 8. haftadan itibaren, dokunma hissi ve hafızası oluşmaya başlar. Anne adayı, hamilelik döneminde strese girdiği zaman, kortizol adrenalin salgılamaya başlar. Bu salgı da, plesentadan bebeğe geçer. Bu sebep ile, stres ve üzüntü kaynağı olabilecek her şeyden mümkün olduğunca uzak durulması gerekir. 

  Anne adayında hamilelik boyunca bulantı, kusma, halsizlik gibi durumların yanı sıra sürekli uyku hali, mutsuzluk, karamsarlık, sürekli ağlama hali gibi durumlar varsa, bu hamilelik depresyonunu işaret eder.  Hamilelik depresyonu, bebeğin gelişimini de etkilediği için, bir uzman desteği almanızda fayda vardır. 

   Bebek, anne karnında her şeyi hisseder. Hamilelik depresyonu, çevresel kaynaklı stres, sıkıntı, üzüntü, bebeğin anne karnındaki gelişiminin geriliğine neden olabilir. Doğumdan sonra ise, konuşma güçlüğü, konsantrasyon bozukluğu, algıda güçlük, içe kapanıklık, saldırganlık gibi sıkıntılar yaşanabilir.

   Anne adayının, hamilelik döneminde geçirdiği travmalar, doğumdan sonra bebeğin büyüyüp, ergenlik dönemine geldiğinde, depresyon ya da şizofreni gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini artırır.

   Hamilelikte stresten korunmak için, yapmanız gereken yapmanız gereken şeyler de vardır.
Anne adaylarının hamilelik döneminde sadece bedenine değil, psikolojisine de dikkat etmesi gerekir. Tabii ki her hamilenin yaşadığı, bebeğinin gelecek kaygısı, maddi sorunlar, iyi bir anne olma düşüncesi gibi sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Ancak, bu düşünceleri psikolojinizi bozacak dereceye getirmemeniz gerekir. Bu gibi düşünceleri kontrol altında tutamıyor, sürekli stres yaşıyorsanız, kendi sağlığınız ve bebeğinizin sağlığı için mutlaka, bir uzmandan destek almanız gerekir. Psikolojik destek, bu stresi tamamen yok edemese de, en aza indirerek kontrol altında tutmanıza yardımcı olur.

   Anne adayı, çevresi ile de bu tür sıkıntılarını paylaşırsa, rahatladığını hissedecektir. Anne adayının, ruhsal olarak rahatlaması, bebeğin gelişimini olumlu yönde etkiler.


Merve Yüzlü

BEBEKLERDE GÖZ MUAYENESİ NEDEN YAPILIR? NE ZAMAN YAPTIRILMALI?



     Biz anneler, bebeklerimize hiçbir hastalığı yakıştırmayız. Fakat bebeklerde de, yetişkinlerde görülen birçok hastalığa rastlanabilir. Tüm hastalıklarda erken teşhis, her zaman için hayat kurtarır. Göz rahatsızlıkları da, bu hastalıklardan sadece bir tanesidir. 

    Göz muayenesi, bilgi eksikliğinden dolayı ihmal edilebiliyor. Göz muayenesinin ihmali sonucu, ileriki yaşlarda, tedavisi çok zor olan hastalıklara sebep olabiliyor. Bazı göz hastalıkları, bebeklik döneminde ortaya çıkıyor. Bebeklik döneminde yapılan göz muayenesinde, erken tanı sayesinde göz hastalığı tedavi edilebiliyor. 

    Bebeklerde göz muayenesi, mutlaka ilk 6 ay içinde yapılmalıdır. Artık gelişmiş cihazlar sayesinde, bebek 1 aylıkken bile göz muayenesinde astigmatizma, göz kayması gibi rahatsızlıkları fark etmek mümkün. Bebeklere, ilk göz muayenesi, doğduktan sonra, çocuk doktoru tarafından yapılır. Bu göz muayenesinde doktor, göz küresini ve çevresindeki dokuları kontrol eder. Sonra, bebeğin gözüne ışık tutarak ışığın gözden yansımasına bakar. Gözden ışık yansımasına bakılırken kırmızı yerine beyaz yansıdığı fark edilirse, hemen bir göz doktoruna yönlendirilmelidir. Bu ilk göz muayenesinden sonra, ilk 6 ay içinde tekrar göz muayenesi tevsiye edilir. Bütün çocuklar, 6. ayda göz muayenesi olduktan sonra mutlaka, bir yıl ara ile muayene olmalıdır.

    Bebekler, göremediklerini ifade edemez. Görmeyen göz, tembelleşir. Göz muayenesi, ne kadar erken yapılırsa, teşhis o kadar erken konur. Erken doğumlarda, 35. haftadan önce doğum gerçekleşmiş ise bebek, prematüre sayılır. Prematüre olan bebeklere, mutlaka göz muayenesi yapılmalıdır. Kilo açısından zayıf doğan bebeklerde de mutlaka, göz muayenesi yapılması gerekir. Erken doğan ve zayıf doğan bebekler için göz sağlığı kontrol altında olmalıdır. 

    Çocuklarınızda bu belirtiler varsa mutlaka bir göz doktoruna başvurun.

  • Göz kayması
  • Göz kapağı düşüklüğü
  • Gözlerde çapaklanma
  • Göz kapaklarında şişlik
  • Çok yakından okuma
  • Televizyonu yakından izleme
  • Gözleri kısarak bakma
  • Okuduğu yeri belirlemek için parmaklarını kullanma
  • Okuduğu yeri kaçırma
  • Baş ağrısı
  • Sık sık gözleri kaşıma
  • Dalgınlık
  • 3 aylık bebeklerde bakışlarda odaklanamama
  • Ailede gözlük kullanan olması
    Bu şikayetlerden gözlemlediğiniz herhangi bir tanesi varsa, mutlaka çocuğunuzu göz doktoruna götürmelisiniz. 


Merve Yüzlü

Designed with by Way2themes | Distributed by Esin Akarsu