DOĞUM YÖNTEMLERİ

doğum


Hamileyken doğumunuza kısa bir zaman kaldığında aklımızı en çok meşgul eden konuların başında sanırım doğum şekli geliyor. Elbette bu yaptığınız periyodik ziyaretlerde bebeğin durumu ve kendi sağlık durumunuzla ilgili  yapılan değerlendirmeler sonucunda doktorla birlikte karar verdiğiniz bir konu. Ancak bu konuyu sadece onun inisiyatifine bırakmadan önce, siz de birçok anne adayı gibi bu konuyu biraz daha araştırmak istemiş olabilirsiniz. Bu amaçla normal doğum, sezaryen doğum, suda doğum gibi doğum yöntemlerini gelin hep birlikte inceleyelim.

Ancak öncelikle doğumda kullanılan anestezi yöntemlerinden bahsetmekte fayda var.


Epidural anestezi

Ülkemizde sıklıkla uygulanan bir anestezi yöntemidir. Epidural anestezide bilinciniz açıktır, sadece belden aşağı kısmın ağrı duyusu yok edilir. Yani bir tür lokal anestezidir. Bu anestezi yöntemi sayesinde bir çok anne adayı normal doğum yapabilmektedir. Omuriliğin etrafını saran tabakanın dış kısmına ‘epidural’ aralık denir. Bu aralığa verilen ilaç ile bölge uyuşturulur ve ağrıların giderilmesi sağlanır. Kateter doğum başlamadan yerleştirilir. Doğru zamanda uygulanmamasının doğumu uzatabileceği söylenmektedir. Hem normal doğumda hem de sezaryen doğumda uygulanabilen bir yöntemdir.

Spinal anestezi

Epidural anestezi gibi lokal anestezi şeklidir. Epidural anestezide kese dışındaki alana (epidural aralık) enjeksiyon yapılırken, spinal anestezi sıvı dolu kese içine enjeksiyon yoluyla yapılır. Sezaryen doğumda tercih edilebilir.

Genel anestezi

Operasyon süresince tam bilinç kaybı söz konusudur. Anneye anestezi gazlarının solutulması ile yapılır. Sezaryen ile doğumda tercih edilebilmektedir.
1. Vajinal (Normal) Doğum:

Kulaktan dolma bilgiler anne adaylarında malesef doğumla ilgili çeşitli korkulara sebep olabilmektedir. Oysa ki 9 ay boyunca karnımızda taşıdığımız bebeğimize kavuşma anımınızın son derece doğal bir süreç olduğunu, kendimize ve ona inandığımız sürece herhangi bir sağlık problemi de yok ise, harika bir deneyim olacağını unutmamalıyız. Bu amaçla bahsetmek istediğim ve artık birçok ülkede sıklıkla uygulanan bir yöntem de Hypnobirthing methodu. Bu method sayesinde doğum korkusunu yenip, doğumunuzu doğal yolla hiçbir tıbbi işlem uygulanmasına müsade etmeden gerçekleştirebiliyorsunuz. Özellikle herhangi bir ilaç, ağrı kesici verilmediği suda doğum tercih edildiği durumlarda uygulanmaktadır. Annenin kendi kendine veya bir hypnobirthing koçu ile dalgalanmaları (doğum sancılarını) karşıladığı ve yaptığı görselleştirmeler ile doğum kanalını gevşettiği bir yöntemdir. Doğum esnasında nefesin tutulup ıkınma ile bebeğin itilmesinden ziyade, bedeni gevşetmeyi ve bebeğin doğum yolunda ilerlemesine izin vermeyi amaçlayan bir yöntemdir. Doğum esnasında anne meditatif bir haldedir. Birçok nefes tekniği kullanılmaktadır. Çalışmalara doğumdan çok önce başlanması gereken ve günlük olarak pratik yapılarak doğuma hazırlanılan bir yöntem olarak geçer.


Özellikle son yıllarda ülkemizde istekli bir şekilde sezaryen doğum yapılması, her ne kadar diğer doğum yöntemlerini gölgede bıraksa da, hala birçok kişi bebeğine vajinal doğum yöntemiyle kavuşuyor. Halk arasında 'normal doğum' olarak geçen bu yöntem, son adet tarihinden sonraki 38. ve 42.haftalar arasında doğum sancıları ile başlayan ve bebeğin vajinal yoldan dışarı itilerek doğmasını kapsayan bir doğum yöntemi. (37. haftadan önce doğumun gerçekleşmesi durumunda yani erken doğum durumunda bebeğe premature bebek denmektedir.) Özellikle ilk bebeğini doğuracak anneler için doğum sancılarının başlamasından bebeklerini kucaklayana kadar geçen süre ortalama 12 saate kadar sürebiliyor. Hatta bazı doğumlarda bu süre açılmanın geç ilerlemesi sebebiyle daha da uzayabiliyor. İkinci ve sonraki bebeklerin doğumunda bu sürede kısalmalar söz konusu oluyor.
Normal doğum doğal yol ile hiçbir anestezi işlemi yapılmadan da yapılabileceği gibi, epidural anestezi ve spinal anestezi uygulanarak da yapılabilmektedir. Bunların dışında hiçbir anestezi işlemi uygulanmadan, tıbbi müdahaleden uzak şekilde yapılan doğuma doğal doğum denmektedir. Kasları gevşeterek rahatlamanıza yardımcı olan suda doğum da oldukça popüler olmaya başlayan bir doğal doğum (aynı zamanda normal doğum) yöntemidir. Normal doğumda gerekli durumlarda epizyotomi uygulanabilmektedir. Bu; normal doğum sırasında bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve doğumda oluşabilecek yırtıkları önlemek için çıkış bölgesinin kesilmesidir. Ayrıca bazı durumlarda forseps veya vakum ile doğum da söz konusu olabilmektedir. Bebeğin kulak çevresinden geçerek başını tamamen kavrayan, metal alete 'forseps' denilmektedir. Çan şeklindeki metal başlığı bebeğin başına yaslayarak, vakumla dışarı doğru çekilmesine ise vakumla doğum denir. Anne için vakum daha az travmatik olurken, bebek içinse forsepsin daha az riskli olduğu söylenmektedir. Bunların haricinde, zamanı geldiğinde başlaması gereken sancılar her şey uygun olmasına rağmen başlamadığında ya da var olan kasılmaları desteklemek amacıyla sunni sancı kullanılabilmektedir.

2. Suda Doğum

Annenin 35 - 37 derecede sıcak suyla dolu bir havuzda gerçekleştiği alternatif bir doğum tekniğidir. Doğum sırasında sıcak suyun gevşetici etkisinden yararlanılır. Sıcak su, doğal sancılanma sürecinin başlamasına yardımcı olur ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmez. Bebek anne rahminde zaten suyun içinde olduğu için, doğum gerçekleştikten sonra yine suyun içine doğacağından bebeği şoka uğratmayan bir yöntem olarak geçer. Suda doğum yapılabilmesi için riskli gebelik grubunda olmamak, HIV, hepatit ve aktif genital enfeksiyonuna sahip olmamak, daha önce sezaryenle doğum yapmamış olmak, çok kilolu olmamak, bebeğin ters gelmemesi, çoğul gebelik durumu olmaması, bebeğin 4 kilonun üstünde olmaması, erken doğum olmaması, annenin; astım, kalp, şeker veya yüksek tansiyon gibi hastalıklarının olmaması, su kesesinde sorun olmaması gibi durumların sağlanması gerekmektedir.

3. Sezaryen Doğum

Normal doğumun yapılamadığı durumlarda aslında bir tedavi yöntemidir. İlk bebeğin ters (poposu ile) geliyor olması, bebeğin anne karnında yan duruşu, plasentanın önde oluşu, plasentanın erken (bebeğin doğumundan önce) ayrılması, kordonun bebeğin başının önünde olması, bebeğin suyunun ileri derecede azalması (doğum sırasında bu bebekler sıkıntıya girebilirler), üçüz gebelik, ikiz gebelikte ilk bebeğin poposunun önde olması, iri bebek (bebeğin omzunun doğurtulması sırasında sorun yaşanabilir ve köprücük kemiği ve boyun sinirleri zedelenebilir) annenin kemik yapısının dar olması(bunun için değerlendirme gebeliğin son ayı ve hatta mümkünse doğum eylemi başladıktan sonra yapılmalıdır), bel fıtığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi annenin ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlar, annede genital bölgede herpes (uçuk) ve HPV gibi virütik enfeksiyon durumunda, anne vajinayı daraltıcı operasyon, sezaryen veya myom operasyonu geçirmiş ise sezaryen tercih edilir. Ayrıca doğum eylemi başladıktan sonra da bebeğin kordonunun vajinaya inmesi, bebeğin kalp atışlarının azalması, doğum eyleminin ilerlememesi, suyu önceden gelmiş olan gebelerde bu sürenin 24 saati aşması durumunda sezaryen tercih edilir.
Sezaryen yapılan bir kesi ile, batın boşluğuna girilerek rahime yapılan bir kesi ile bebek doğurtulmasıdır. Plasenta alınır ve kesilmiş olan dokular kademe kademe onarılır. 


Kayaklar: 


Sevgiler,
Eda Öztürk Davaslıgil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

GEBELİK HESAPLAMA ARACI

Instagram