ÖZERKLİK ve BAĞLANMA / YABANCI DURUM TESTİ

 



Özerklik ve Bağlanma 


Bebekler 9 ay civarında annenin daima geri döndüğünü ve çevrede ilgilenecek başka şeyler de olduğunu öğrenirler. Keşif, özerklik duygusunun, kendi yeteneklerine ve gücüne güvenin gelişiminin göstergesidir yani akıl yürütme vardır. 

Bebekler başlangıçta korku yaşasa da sonra cesaretle emekler. Özerklik ve bağlanma birbirinin zıttı gibi görünebilir. Eğer çocuk güvenli bağlanırsa özerklik duygusu için gerekli olgunlaşma düzeyine gelir. Psikomotor açıdan özerklik kendini bebeğin emeklemesi olarak gösterebilir. Psiko-sosyal açıdan da, ağlaması, annesini araması örnek olarak gösterilebilir. 
Dil gelişimi ilerleyen bir çocuğun psiko-sosyal gelişimi de hızlanır. 

Gelişim alanları birbirini destekler. Akıl zekadan farklıdır. Akıllıysa hayatın her alanında başarılı olur. 

Bilişsel dil gelişimi, psiko- sosyal gelişim ve ahlak gelişimi, bu 3 alanı birden ilgilendiren çocuklarda düşünme becerilerinin olmasıdır. Düşünen çocuk problem çözme yetisine sahip olur. Kişiler arası ilişkiler ve kişiler arası ilişkilerde sorun çözme becerisini kazanır. 
Çocuklarda düşünme becerisi konuşma becerisinden daha hızlı gelişir. Çocuk hızlı düşünüp dilde yavaş olduğu dönemde, kendini ifade etmek için sabırsızlanabilir ve düşündüğünü anlamazsak kızar, vurma davranışı gösterebilir. Yani ani bir kriz durumu olabilir. 
Bu dönemde oldukça sabırlı olmak, çocuğu özenle dinlemek gerekir. 

Yabancı Durum Testi

Yabancı durum testi, bebek anne ve bir yabancı arasında yapılır. 

Anne ortamdan 3 dakika ayrılır. Çocuğun tepkisine bakılır. Çocuk anne giderken ne tepki verdi? Annesi geri dönünce çocuk ne yaptı? Sorularına yanıt aranır. 

Bebekle annesi arasındaki ilişkiden doğan temel güven duygusu, bireyin gelecekte kuracağı kişiler arası ilişkilerin temelini oluşturur. Bağlanma davranışı bozukluğu, yaşam boyu kişiyi etkiler. İnsanlar arasında daha sonra gelişen duygusal bağlılık önceki bağlılığın niteliklerini içerir. Bağlanma gücünün yokluğu kişiyi yalnız veya kaygılı yapar. 

Yaşamın ilk iki yılı süresinde bebek ailesinden ayrı tutulmamalıdır. Bu bebekte ayrılık kaygısı oluşmasına sebep olur. İnsan beyni ilk bir yılda esnektir. Erken dönemde yaşanan krizde daha sonraki yıllarda telafi edilebilir. Yaşamın ilk yıllarında ayrılık zararlıdır. Bowlby’e göre, ayrılıkta görülen sıkıntı sadece anksiyete değildir, sevgi hissinin kaybı nedeniyle depresyonda vardır. Kronik anne yoksunluğuna Hospitalizm diyoruz. 

Kaygının ilk önce Frued tarafından ortaya atıldığını ve psiko analitik kuram çerçevesinde geliştiği bilinmektedir. Frued’a göre içgüdülerin doyumsuz kalması kaygıyı yaratır. Ayrılık kaygısıyla uyum her zaman birbirleriyle ilişkilidir. Bağlanmada yaşamın ilk yıllarında geçiş nesneleri vardır. Mesela çocuk anaokuluna geldiğinde en çok sevdiği bebeğini yada yastığını yanında getirir. 


Ayrılık kaygısını 3 dönemde inceleyebilmek mümkündür. 


1) Protesto Dönemi, ağlamak, çağırmak ve kay-bolan kişiyi aramakla ayrılığa karşı protesto gösterir. Bu dönemde ağlamaları dindirilmez, yakıştırılamaz.

2) Çaresizlik Dönemi, annesinin döneceği konu-sunda tamamen ümitsiz duruma düşer. 

3) Detodnment Dönemi, anneden kendisini duygusal olarak ayırır. 

 Ayrılık kaygısının çok yoğun olduğu durumlarda çocukta bebeksi konuşma ve bebeksi davranışlar sergileme görülebilir. Kaygının en büyük belirtisi içsel sıkıntı, nefes alamama, iç çekme ve sürekli annesini sorma olarsk görülür. Kaygılı çocuklar sürekli eve gitmek isterler, okula gitmeyi reddederler, yapışkan davranışlar gösterirler, çarpıntı, baş dönmesi ve halsizlik hissi olur. Ayrılık kaygısının ileriki aşaması panik ataktır.

Sevgili Canan Çam'ın bilgisi dahilinde Bir Çocuk Gelişir Dünya Değişir adlı kitabından alıntıdır.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

GEBELİK HESAPLAMA ARACI

Instagram