ÇOCUK RUH SAĞLIĞI

 


Çocuklarımızı yetiştirirken çok önem vermemiz gereken şeylerden biri davranış kontrollerini sağlamaktır. Örneğin, çocuğa tuvalet sırasında beklemeyi öğretmek gibi. Zorlayıcı yaşam olayları önemsenmeli çocuğa ölümler, korkularla ilgili bilgi verilmelidir. Çocuğun kendisiyle barışık olması da çok önemlidir.

0-8 yaş arası erken çocukluk dönemini kapsar. Anaokulunda çocuklar her şeyi kendisinin sanıp evine götürebilir. Bu yüzden ben merkezcilik ön plandadır. Bu çocuğun gelişimi açısından doğal bir olaydır. Bu dönemde çocuk merkezdedir ve çocuğun içsel durumuyla ilgileniyoruz. Çocuğun dış dünyaya uyum sağlayabilmesi, başarılı olması için iç çevreyle, dış çevre arasında bir tutarlılık olması gerekir. Tutarlılık derken çocuk agresiftir, inişli çıkışlı duygu durumu vardır. Kıpır kıpır yerinde duramayan çocuklar 50dk. Masada oturtulursa, dış çevre olan öğretmen, görevini yerine getirmiyor demektir. İç çevreyle dış çevre arasında bir tutarlılıktan söz edilemez. Biz eğitimci olarak dış çevrede bulunuyoruz. Çocuğun içsel kaynaklarından sorumluyuz. Oyunun öneminin farkında olmalıyız çünkü çocuğun öğrenimi için çok etkilidir. Çocukta mantık 8 yaşından sonra başlar. Çocuğu yetişkinlerden ayıran ruhsal özelliklerin en başında korku duygusunun yoğun olması gelir
.
Çocuklar korkuya duyarlıdırlar. Çocuk asla korkutulmamalıdır. Örneğin, anneler çocuklarını okula bırakırken “ağlarsan akşama gelip seni almam, kalırsın burada” gibi korkutmalarla yaklaşırlar. Böylece çocuklarda duygusal bozukluklar meydana gelir. Çocukların duygusu inişli çıkışlıdır. Dikkatleri çok çabuk dağılır. Bir bakarız bir şey için ağlar sonra ağlamayı kesip başka şeye yoğunlaşır. Çocuklarda hayal kurma yeteneği çoktur. Çocuğun ertelemeye, beklemeye tahammülü yoktur. Her şeyi o anda elde etmek ister. Kendisine her söyleneni gerçek sanır. Çocuğa güzel olduğunu, akıllı olduğunu, becerikli, kuvvetli olduğunu söylemek önemlidir. Çocuk bir yandan özerk olmak ister bir yandan da denem olsun ister, ilgiye ihtiyaç duyar. Çocuğu dinlemek çok önemlidir. 
Çocuğu ne kadar dinlersek ondaki korku, kaygı ve güveni tolere edebiliriz. Çocukların resimleri hep çok renklidir ama bazen çocukları sınırlamaya başlarız. Yani, dağ kahverengi olur gibi. Aslında çocukları serbest bırakmalıyız öyle yaratıcılar ki onlara göre mor dağ da olabilir. Kısıtlamamak yaratıcılıklarını geliştirmek açısından çok büyük önem taşır. Ne kadar olumsuz cümle kurarsak çocuğu o kadar kaybederiz, olumlu cümleler her zaman arada ki bağı güçlendirecektir. Örneğin, çocuğa “sana kaç kere kapıyı açık bırakma dedim” demek yerine “kapı açık olduğunda seni duyamıyorum” demek en doğrusu olur. Çocuğa gruba ait olduğunu hissettirmek lazım. Mutlaka çocuğun iyi yaptığı bir şey vardır, eğer çocuğu översek kendine güvenli bir birey haline gelir. Çocuklar genellikle hareket ve sesten korkarlar. Çocuk tolere edemediği her şeyden korkar üzerine gitmemek gerekir. Örneğin televizyonda gördüğü oyuncak köpeği çocuk gerçek mi yoksa oyuncak mı bilemediği için korkar. Ama oyuncak olduğu anlatılırsa korkusu geçer çünkü durumu tolere edebilir. Çocuk asla korkutulmamalı ve bir güven ortamında yetiştirilmelidir. Çocuğun bağımsızlık çabalarına destek olmamız önemlidir. Kurabileceğimiz en kıymetli otorite, sevgiye dayalı otoritedir
.

Çocuklarımız için daima beynimizle kalbimiz aynı anda çalışmalı!


Sevgiler
Canan Çam

Sevgili Canan Çam'ın bilgisi dahilinde Bir Çocuk Gelişir Dünya Değişir adlı kitabından alıntıdır.

2 yorum:

  1. Muhteşem bir yazı. Ebeveynler için yol gösterici bir rehber..
    Emeğinize sağlık......

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel bir paylaşım olmuş. Çocukların hayal gücünün sınırlanmasına çok üzülüyorum.

    YanıtlaSil

GEBELİK HESAPLAMA ARACI

Instagram